Ben 4 tarafı düşmanlarla çevrili bir coğrafyada doğdum büyüdüm. Ben doğduğumdaYunanistan büyük düşmandı, Bulgaristan Moskof uşağı olduğu için zaten düşmandı,komünistlerin başı Sovyetler Birliği baş düşmandı, İran ne şah döneminde ne sonrasındadostluğunu göstermedi, Suriye Hafız Esad ölene dek sinsi bir düşman olarak kaldı, Irakne dost ne düşmandı. Ben böyle bir coğrafyada, her türlü fitne fesadı yapan dış mihraklar,düşmanlar ve düşmanlıklar içinde büyüdüm.
Bu düşmanlık o denliydi ki, maçlarda bütün hakemler yabancı takımları tutar, Eurovision’dabir puanı bile çok görürlerdi. Sonra bana paranoyak oldun dediler. İşin ilginç tarafı bütünparanoyalarımın yıllar sonra gerçeklere dayandığını öğrendim. Bu da paranoyak olmaktadirenmeme sebep oldu.
Geçen hafta önemli bir insan öldü; Necmettin Erbakan. Seversiniz ya da sevmezsiniz amahakkını teslim etmek zorundasınızdır. Bu “kör ölür, badem gözlü olur” edebiyatı değil.Bazı gerçekleri hatırlayarak işe başlayalım. Hocanın bazılarının sabırlarını zorlayan tarafınıbir yana bırakırsak dediği çok önemli şeyler vardı. Bunların en önemlisi de; “Ağır SanayiHamlesi” idi.
Dünyanın hiçbir yerinde iki tane rafinerisi, demir çelik endüstrisi olup da ağır sanayisinikurmayan, uçak fabrikasını traktör fabrikasına çeviren, sıfırdan araba yapıp sonra üretmektenvazgeçen başka bir ülke yoktur sanırım. Bu o kadar mantıksız gözüküyor ki, istediği kadarzorlansın insanın kafası almıyor. İşte tam bu sırada bir adam çıkıp herkesin gördüğü amasöyleyemediğini söyledi, “Kral çıplak” diye bağırdı. Bu adam Necmettin Erbakan’dır.
Hocanın ölümüne gelince, yaşı hayli fazladır, tamam, ecel vasıl olmuş, hakkın rahmetinekavuşmuştur, tamam, Rabbim alacağı nefesi bu kadarla sınırlamıştır, o da tamam da nedensehoca ölünce benim paranoyak tarafım bağırmaya başladı.
Necmettin Erbakan son derece zeki bir idi. Normalde muhafazakar takımı espriden,gülmekten nefret ederken, Erbakan mizahın Türk halkı üzerindeki gücünü fark etmiş vesonuna kadar kullanmıştı. Devamlı gülen yüzüyle karşısına çıkan engellerden yılmayanbu adam birkaç yıldır cephe gerisinde durup kendisine oldukça önemli miktarda cephanehazırlamıştı. Nitekim yeni lider ve tartışılmaz güçlü kişilik olarak nitelenen NumanKurtulmuş kendisine karşı gelince, onu ciddi bir güç bile kullanmadan sahnenin dışınaçıkardı.
Şimdi gelelim benim aklımı karıştıran gölgeye. Son yıllarda nedense bir parti lideri dökümübaşladı. En olmadık zamanlarda (Takdir-i İlahi tabi karışılmaz da insan huylanıyor işte) kritikyerlerde ölümlere şahit olduk. Tam Türki cumhuriyetlerle inanılmaz bir yakınlık kuruyordukki Turgut Özal kalp krizi sonucu öldü, dostluk yalan oldu, PKK problemiyle uğraşırken EşrefBitlis’in uçağı düştü, Ecevit körfez savaşı öncesi neredeyse ölüyordu, Muhsin Yazıcıoğlu’nunhelikopteri düştü ve Necmettin Erbakan bir seçim öncesi rahmetli oldu.
Buraya kadar anormal hiçbir şey yok gibi. Fakat Turgut Özal’ın ailesinin Özal’ın ölümününşüpheli olduğunu geçtiğimiz günlerde açıklamaları, Eşref Bitlis’in uçağının bilirişiraporlarının bir türlü birbirini tutmaması, Ergenekon iddianamesine Bülent Ecevit’inzehirlenme iddialarının girmesi ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun düşen helikopterinin birtürlü bulunamaması üzerine çıkan mide bulandırıcı detaylar beni bu ölümün de kuşkulu
olabileceğine dair bir kanıya itti.
Hoca yaşlı ve hastaydı. Bunu inkar etmiyoruz ama ona yapılan bakımın size banayapılmadığını da inkar edemeyiz. Filmlerde, casus kitaplarında devamlı “küçük bir dozun”kalp yetmezliğine sebep olacağı ilaçlardan bahsedilir ki, bunun yaşlı bir insanda etkisitartışılmaz.
Burada önemli olan seçimlerde Necmettin Erbakan’ın ne yapabileceği ne yapamayacağıdeğildir. Hemen herkes onun iktidar olamayacağını biliyordu. Ama hoca kitleleri etkilemeyive onlara değişik fikirler aşılamayı bilirdi. Bugün iktidar olan AK Parti hükümeti, onunfikirlerini dinleyerek büyümüş talebeler tarafından kuruldu.
Derken hoca tam sapandan fırlayacakken, seçime 3 buçuk ay kala, rahmete kavuştu. O kadarzaman kenarda kalıp, gözleyip, Türkiye hakkındaki yeni analizlerini dile getirecekken.
Bizi ezik yetiştirdiler. Özgüvenimiz kırıktı. Sahip olduğumuz tek şeyin SSCB’nin dibindeölmeye hazır bir stratejik bir ortağın cesareti olduğuna inandırıldık yıllarca. Herkesin “bizdenadam olmaz abi, biz beceremeyiz, yaparsa anca gavur yapar” dediği günlerde “Türkiyeağır sanayi hamlesini gerçekleştirecek” diye ortaya çıkıp direndi ve “biz asla yapamayız”ile “ biraz zorlansak yaparız” arasındaki mesafenin aşılmasına ciddi katkısı oldu NecmettinErbakan’ın.
Sırada Türkiye için bunun kadar önemli bir saptama mı vardı? Herkesin önce güleceğiama sonra kafasında bir yerde bir şeyleri harekete geçirecek başka bir analiz mi yapmıştı?Bilemiyoruz. Böyle saptama ve yönlendirmeler, bir ülkenin kaderinin etkilendiği noktalardır.on yılları, yirmi yılları etkiler ve günlük siyaset konularının çok üzerindedir. Belki de böylebir şey yok, belki de hakikatten dış mihrakların bir parmağı yok ve kendi eceliyle öldü. Bizsadece paranoyak tarafımızın çağrısına tamamen kulak tıkamayıp bir an duruyor ve “acabamı? diyoruz.
-
Recent Posts
Recent Comments
Archives
Categories
Meta